Kadınlar İçin Gündelik Hayatta Tükenmişliği Gidermenin 4 Pratik Yolu

Radikal bir kavram olarak dinlenmek: Dinlenmek neden hayati önem taşır?

“Düşünemeyecek kadar yorgunum. Cevap bile veremeyecek kadar bunalmış durumdayım. Her şey çok hızlı, çok ağır, çok fazla, yetmiyor, artık kaldıramıyorum.”

Bunlar hemen hemen her gün çoğu kadının aklından geçenler…

Peki ama kendimizi daha iyi, daha canlı ve daha istekli hissetmemizi sağlayacak şeyler varken bizi böyle bunaltan, bitmiş tükenmiş hale getiren, isteksiz kılan ve umutsuzluğa düşüren nedir?

how-to-2

Bu dinlenmeyi derinden reddetmekten kaynaklanır.

Dinlenmeyi seçmek, radikal bir kadınsı duruş sergilemektir.

Bütün günümüzü yatakta uzanarak, çimenlerde oturup otların büyümesini izleyerek ya da gözlerimizi dinlendirerek geçirsek bizi onaylayacak ve “çak” yapacak pek fazla kişi çıkmaz. Böyle sessiz sedasız ya da “ne yapsam bilmiyorum ki” hallerimizden dolayı bizi kutlayacakların sayısı pek azdır. Hem öyle gizem denizlerinde yüzerken başkaları tarafından fark edilmek de çok zordur.

Dinlenmeyi seçtiğimizde hemen bir değersizlik hissine kapılabiliriz.

İnsan sessizlik ve durağanlıkta kolayca kendi değerini sorgulamaya başlayabilir. Bir şeyler yapmadığımızda ortalıkta hiçbir şey yokmuş gibi görünebilir ama işte aslında o an en güç işle karşı karşıya kalırız: Kendi yaradılışımızın hassasiyetlerini kabullenmek ve güvenmek. Konuşulmaz olan, yapılamaz olan, iç yüzü anlaşılamayan yapımızla dost olmak…

Dinlenmeyi seçtiğimizde, kırılanları onarmayı seçmiş oluruz. Yaşamımızın modern hayatın dayatmaları arasında ne yazık ki acı bir şekilde ihmale uğrayan dokusunu onarmaya başlarız.

Dinlenmek, kolektif bir şekilde hıza tapılan dünyada radikal bir muhalefet eylemidir – İç huzurumuz için bize gereken alana sahip çıkmaktır.

Dinlenmeye ayak dirediğimizde yine kadınlığımızı aşağılamış oluruz. Bu karşı koyma kadınlığımızı suiistimal etmektir, yok saymaktır ve üzerinden değerini çekip alıp onu çırılçıplak bırakmaktır. Kendimizi eğer yeterince uğraşıp didinirsek eninde sonunda layık olduğumuz değere kavuşacağımız aldatmacasına inandırmaktır.

Yine de kendimize dinlenme şerefine layık gördüğümüzde, kadınlığa en şanlısından bir geri dönüş yapıp çok sağlam bir duruş sergilemiş oluruz.

Tabii ki dünyanın her köşesinden kadınlar ayaklanıp siyaseti değiştirir, kendi işlerini kurar, ailelerini büyütür, seyahat eder, âşık olur ve bunlardan arta kalan vakitlerinde de başka şeylerle uğraşırken, gezegenimizde kaçınılmaz olarak bazı sarsıntılar yaşanacaktır. Yine de tüm bu katkı ve yaratımların sürdürülebilirlik kazanabilmesi için biraz dinlenmek de gerekir.

Dinlenmeye yer açmak için 4 pratik yöntem:

 

how-to-1 1. Bir mola verin: 24 saat konuşmayın.

Kadınlarda bunca kolektif yara açılmışken –kendini tutmak, kendine yeterince yer açmamak ya da mütevazı davranmak, çoğumuzda görülen isyankâr bir kendini ifade etme biçimidir ki buna ben de dâhilim! Deneyimlerimizi, duygu ve düşüncelerimizi yazarak, konuşarak, videolar kaydederek paylaştığımız sonsuz sayıda platform ve kanal bulunan bir çağda yaşıyoruz.

Bu son derece güzel bir şey ve ben de bunu sonuna kadar savunuyorum ancak hiçbir kadın sonsuz bir üretime yönelik olarak tasarlanmamıştır.

Yoga da dâhil olmak üzere pek çok spritüel gelenek sessizliği yaratıcılığı korumak, farkındalığı artırmak ve denge sağlamaktaki rolünü kabul eder ve buna hürmet gösterir.

24 saatinizi hiç konuşmadan geçirin/24 saatlik bir konuşma orucu tutun.

Bu konuşma orucu işinizin durumuna göre ve/veya anne-baba olma durumunuza bağlı olarak bayağı bir planlama gerektirebilir ama her halükarda sessizlikte bulacağınız şeyler karşısında şaşırıp kalacaksınız.

2. Bir tam gün izin alın ve bu boş zamanınızı var olmaya harcayın.

Çoğu zaman tatil yaparken ya da izin kullandığımız günlerde, zihnimiz hemen gidip görmek istediğimiz yerler, yapmak istediğimiz şeyler, görüşmek istediğimiz insanlar ve yapılacaklar listemizde halletmek istediğimiz kişisel projeler için muhteşem planlar hazırlamaya girişir.

Bu harikadır ve önemlidir de ancak bedenimizle zihnimizi hiç durmadan çalıştırarak sürekli meşgul eder.

Bu hızla çalışmak farkındalığımızın daha yumuşak, daha incelikli ve sezgisel bölümlerini köşeye sıkıştırır ve sonuçta insan olarak bizde bulunan kapasiteyi sınırlandırır.

Buradaki anahtar kelime var olmaktır.

Kendinizi var olmaya nasıl ayarlayabilirsiniz?

Belki de açık havada çimlerin üzerinde nefis bir yemeğin keyfini çıkarırken kuşları izleyerek ya da yatakta uzanıp pencereden dışarıdaki ağaçlardaki kuşlara bakarken. Her nasıl olursa olsun, sizi daha az şey yapmaya ve dikkatinizi bedeniniz, zihniniz ve ruhunuzda doğacak şeylere vermeye davet ediyoruz.

how-to-4

 

3. Teknoloji detoksu yapın

Teknoloji sevgisi ve takdiri denilince, elini büyük bir şükranla ilk kaldıranlardan biriyimdir.

Buna rağmen teknolojinin fazlası bir kadının sinirlerini kolayca altüst edebilir. İnternette bağlanabileceğimiz uygulamalar, web siteleri, makaleler, fikirler ve ilham kaynakları sonsuz sayıda ancak dikkatimizi sürekli dış dünyaya vermek, kendi iç dünyamızdaki evrensel tecrübeleri kaçırmak demektir.

İç dünyamız en verimli topraklardır. Kendimize özgü anlayışımız buradan çıkar. O halde kendinize bir armağan verip o cep telefonunu ve bilgisayarı kapatın ve iç dünyanıza bağlanma fırsatını kullanın. Sizi bekleyen dünyanın ne kadar karmaşık ve rengârenk olduğunu görünce pek şaşıracaksınız.

4.Aradaki boşlukların farkına varın.

Kendinizi bütün bir güne yayılan eylemler arasındaki molaları görmeye adayın. Anahtar kapıyı açmadan ya da otomobili çalıştırmadan hemen önce olan boşluğu hissedin. Yiyecekler ağzına girmeden önce veya parmağınız bilgisayarın klavyesine değmeden önceki boşluğu hissedin.

Her gün binlerce minik minik geçişler yaşıyoruz. Bakın bakalım, her yeni hareketten önce neler olduğunu fark edebilecek misiniz?

Hayat senfonisi kolaylıkla sadece tempo yüksekken ve müziğin ritmi duyulabilir olduğunda bir şeyler yaşanıyormuş yanılsamasına yol açabilir. Oysa sessizlik olmasa senfoni de olamaz, aradaki boşluklar olmasa seslerin de hiçbir güzelliği kalmaz.

Yaşamın doğduğu nokta, molaların olgunluğu ve taşıdıklarıdır. Boşluktan şekiller doğar, durağanlıktan ilham ve yokluktan da parlak çıkışlar…

Telefonun fişini çekin, laptopu kapatın, bir yürüyüşe çıkın ya da doğruca yatağınıza gidin.

Sevgili kadınlar; biraz dinlenin. Ruhunuz size müteşekkir kalacak.

Fotoğraflar: Tumblr.

Arkadaşlarınla Paylaş

Comments are closed.