Yiyeceklerle Aranızı Düzeltin!

yemek

Yeme bozuklukları, üstesinden gelmesi en zor olan alışkanlıklardandır. Sebebi çok basit: Çünkü insanlar yemek yemek zorundadır. Uyuşturucu, alkol, madde kullanımı, seks, ilişkiler, vs. – bunların hepsinde alışkanlık denklemine etki eden dış faktörlerden bir parça vardır. Yemeye gelince, insan sadece kendisiyle baş başadır.


 

Yeme bozukluğu ile mücadele etmenin ne kadar zor olduğunu araştırmalar gösteriyor. Bu “doldur-boşalt”, “haddinden fazla ye”, “açlıktan ölecek kadar az ye” kısır döngüsünden çıkmak ve sırf yemek yediği için bile insanın kendinden nefret edecek duruma gelmesi ve bu yüzden suçluluk duygusundan kurtulması belki de on yıllarca zaman alabilir. Önemli olan doğru adımları atmak.

İşte size kendinizi tedavi etme ve yiyeceklerle ilişkilerinizi yeniden düzenleme yolculuğunuzda faydalı olabilecek bazı yöntemler:

 

1-Yardım isteyin.

Eğer tek başına başaramayacağınıza karar verdiyseniz, yardım isteyin. Bu yardımı ister bir danışmandan, ister bir rehber ya da öğretmenden, bir mentordan, grup toplantılarından ya da bir rehabilitasyon merkezinden alın ama bunu mutlaka yapın – neye ihtiyacınız varsa gidip onu alın. Şifa arayışınızda biraz desteğe ihtiyaç duymak sizi utandırmasın. Bunu zaman zaman hepimiz yaparız. Kendinizi sabote edip durduğunuz bir davranış kalıbından dışarı cesur bir adım attığınız için kendinizle gurur duyun. Artık hayatınızı yaşayabileceğiniz yeni bir âleme, yepyeni bir dünyaya adım atıyorsunuz.

2-Sabırlı olun.

Yeme bozuklukları en zor tedavi edilen alışkanlıklardan biridir. Yiyeceklerle aranızda ruhen ve duygusal olarak kurduğunuz bağın derinliği, toplumsal şartlandırılmalarınız ve kanıksadıklarınız ve geçmişten gelen travmalarınıza bağlı olarak –biraz zaman alacaktır. Sabırlı olun, kendinize anlayışlı, nazik ve şefkatli davranın.

Eğer kendinizi tedavi etmeye kararlı olduğunuz halde şöyle yeni, sağlıklı ve bilinçli “iyi hafta” ruh halleri yaşayacağınıza şu eski, kendiliğinden istemsizce başlayan “kötü hafta” ruh halleriniz sürüyor olsa da, aynen devam edin. Bisikletten düştüm diye kendinizden nefret etmeyin. Kendinizi sevin ve o bisiklete tekrar binin.

3-Yemeklerinizi saatinde yiyin.

Yemeklerinizi elinizden geldiğince saatinde yemeye özen gösterin. Gün içinde atıştırmak yok çünkü tam kafanızı ve bedeninizi yeni bir yeme sistemine geçirmeye çalışırken allak bullak olursunuz. Yemeğinizi bir tabağa koyun ve oturarak yiyin. Ayağa kalkıp dolanarak, onu bunu alıp bırakarak yemeyin. Yiyeceklerinizi münferit, tek seferde çiğnenip yutulacak, tadına varılıp sindirilecek şekilde ayarlayın. Kendinizi yeşillikler, sebze ve meyve, taze sıkılmış sebze-meyve suları ile besleyin. Bunlar organlarınız, kan dolaşımı, saç ve cilt, ruhunuz, kalbiniz, bedeniniz ve beyniniz için en nefis besinlerdir.

4-Kendinizi şımartın.

Kendinize haftanın bir günü tatlı ya da canınız ne istiyorsa yeme izni verin. Kendinizi hiç “sağlıklı” olmasa bile en sevdiğiniz lezzetlerden mahrum ederek cezalandırmayın. Hayat dengeden ibarettir. Bedeniniz ve zihniniz bunun bir geçiş dönemi olduğunu, gerçekte ne isterse alabileceğini anlarsa, sakinleşir ve önceki yeme alışkanlıklarıyla barışı sağlayarak krizleri atlatır. Çok geçmeden idareyi ele alabilir ve çoktan yapmanız gerekenleri yapmaya başlayabilirsiniz.

5-Yiyecek aşktır.

Kendinize öncelikle yemekle aranızda neden böyle bir ilişki olduğunu sorun. Neden üzgün olduğunuzda yiyorsunuz? Birinci tabağı bile bitirmeden ikinciye saldırmanızın anlamı ne? Neden bu kadar hızlı yiyorsunuz? Yediklerinizi rahat sindirebileceğiniz kadar iyi çiğniyor musunuz? Canınız sıkkınken mi yiyorsunuz? Takıntılar ya da yere çakıldığınız zamanlarda başarısızlıklar yüzünden mi yiyorsunuz? Yemenin bir armağan olduğunu bilerek ve yiyecek yemeğiniz olduğu için şükrederek yiyor musunuz?

Yemek yemenin bir hazdan ibaret olduğunun yeniden farkına vardığınızda, her şey çok daha güzel olacak!

Arkadaşlarınla Paylaş

Comments are closed.